E-Dergi Oku 
TOS+H EXPO 2022

Bir Hanı Nasıl Yaktım?

Bir Hanı Nasıl Yaktım?

26 Ağustos 2020 | ANILARDAN
216. Sayı (Temmuz-Ağustos 2020)
2.350 kez okundu

Prof. Dr. Abdurrahman KILIÇ

Yasak savmak için yapılan, kurallara uygun olarak oluşturulmayan yangın söndürme tesisatları, hiç yapılmamasından daha fazla zarara sebep olabilmektedir. Ülkemizde var olduğu belirtilen birçok yangın korunum tesisatı, sadece görünürde var olup, gerçek anlamda standartlara uygun olarak yapılan ve istenilen görevi yerine getirebilecek durumda olanların sayısından ne yazık ki fazla değildir.

Bir akşam Eminönü bölgesinden bir yangın haberi geldi. 22 Eylül 1993 günü, saat 21:00 civarlarındaydı. Eminönü bölgesinde gece saatlerinde kalan insan sayısı az olduğundan, binaların iç kısımlarındaki yangınların fark edilmesi zaman almakta, yangın büyüyerek dışarıdan görülür hale geldikten sonra, bekçi veya polisler tarafından itfaiyeye haber verilmektedir. Olay günü, itfaiye olay yerine ulaştığında, etrafı yüksek hanlarla çevrili olan Sabuncu Hanın tamamının alevler içinde olduğu görüldü. Söndürme çalışmalarına ve bitişik hanların korunması yönünde çalışmalara başlandı.

Sabuncu Han, etrafı yüksek hanlarla çevrili bir ada içinde bulunmaktaydı ve bekçisi yoktu. Muhtemelen işyerleri kapatıldıktan hemen sonra, hanın iç kısmında yanma başlamış, civarda kimse olmadığı içingörülememiş ve yangın bir saat devam ettikten sonra çatıya ulaşınca, karşıda bulunan Çarşılı Gürün Hanın bekçileri yangını görmüş, telefon bulunmadığı için karakola yürüyerek gitmişler ve polise haber vermişler. Polis itfaiyeye haber verinceye kadar yangın yandaki hanlara sirayet etmiş.

Olay yerine ulaştığımda, yangın Çarşılı Gürün Hana henüz geçmemişti. Bence ülkemizin en değerli itfaiyecilerinden olan o tarihteki yardımcım Mehmet Sümeli ile birlikte hanın içine girdik, üst kata kadar çıktık; handa yangın yoktu. Çarşılı Gürün Hanın, Sabuncu Han’ın olduğu avluya bakan küçük bir penceresi bulunuyordu ve pencere cam bölme içinde sentetik ipliklerle dolu bir depoya açılmıştı. Pencereden depoya yangın her an geçebilirdi. Mehmet Bey ile etrafa bakarken, deponun hemen yanında bir yangın dolabı olduğunu gördük. İlk aklımıza gelen, yangın dolabı ile deponun içini ıslatmak ve yangının Çarşılı Gürün Hana geçişini engellemek oldu. Mehmet Beye seslenerek

“Hemen hotumu ser, yangın dolabını aç” dedim ve ben müdahale etmek için deponun cam kapısını kırmaya başladım. Cam kapıyı kırdığımda hava sirkülasyonu arttı. Mehmet Beye hortumu çabuk getirmesi için seslendim. Bir taraftan “Çabuk çabuk” diye bağırıyordum. Mehmet Bey “dolabın içi boş vana yok” dedi. Olacak şey değildi, yangın dolabı kapağı vardı ama içinde bir şey yoktu. Depoda yangın başlamak üzereydi. İtfaiye ekipleri diğer hanların içerisindeydi. Hemen grup amirlerini telsizle arayarak Çarşılı Gürün Hana bir kol çıkarmalarını istedim. Depo tutuşmaya başladı. Yapacağımız hiçbir şey yoktu. Aşağı indik. İtfaiye ekipleri gelinceye kadar hanın tamamı dumanla doldu ve yangın büyüdü. Yangın söndürüldü ama han enkaza dönüştü.

Hanın yanmasına, yangın dolabının bir boruya bile bağlantı yapılmadan, yasak savmak için duvara tutturulmuş olması neden olmuştu. Yangın dolabını görmeseydik kapıyı kırmayacaktık. Kapıyı kırmadan itfaiyeyi çağırsaydık yangın genişlemeyecekti. Yangın dolabının bağlantısı olsaydı, yangın başlamadan önlenecekti ve han yanmayacaktı. Olaydan sonra hataları bulmak ve öğüt vermek teorik olarak çok kolaydır. “Önce yangın dolabını kontrol edip sonra kapıyı kırmak gerekirdi. Kapı kırıldığı için taze hava nedeniyle tutuşma
hızlandı, kapı kırılmasaydı yangın daha geç başlardı” diye yorum yapılabilir.

Fakat yangın anında, uzun bir süre düşünmek için zamanınız yoktur. Yan taraftaki binalarda alevler metrelerce yükselirken ve bir an önce kontrol altına almak için çaba sarf ederken, yangın
dolabının duvara boş olarak tutturulduğunu düşünmek kolay olmuyor. Başka bir yangında hortum dolabı bir boruya bağlanmıştı; ama boruya bağlanan yangın dolaplarında su olmadığını, su olan yangın dolaplarında ise su basıncının ve debisinin çok yetersiz olduğunu çok gördüm. Bir tesisatın var olmasından daha da önemlisi, uygun tasarlanması ve uygun yapılmasıdır.
Uygun olmayan bir tesisatın olması, gereksiz güven oluşturmaktadır. Halkın eğitilmesi ve denetimlerin yapılması şart.


 


İlginizi çekebilir...

İmparator İtfaiye Toplantısına Geldi

Japonya İtfaiye Genel Müdürlüğü tarafından 20-23.11.1993 tarihinde Tokyo'da düzenlenen Uluslararası İtfaiye Konferansı'na davet edildim....
23 Haziran 2020

İlk Kadın İtfaiyeci Tulumbacı Bahriye

Kadınların hemen hemen her iş kolunda erkekler kadar başarılı olduğunu biliyoruz....
17 Nisan 2020

Genel Müdür Yanlış Anlayamaz mı?

Makamlar kişileri yüceltmemeli, kişiler makamları yüceltmelidir. Ne yazık ki makamları sayesinde yükselmeye çalışan kişilerin sayısı fazladır....
20 Mart 2020

 

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • YeşilBina Dergisi
  • Klima ve Soğutma Rehberi
  • Yangın ve Güvenlik Rehberi
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2020 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir.