Yangın ve Güvenlik Dergisi 261. Sayı (Temmuz-Ağustos 2026)

43 YANGIN VE GÜVENLİK • TEMMUZ - AĞUSTOS / 2026 RAPOR mücadelede pasif rolden çıkarılıp daha etkin rol oynamaları sağlanmalıdır. Orman yangıları ve kırsal yangınlara müdahaleden farklı kurumlar sorumlu olsa da bu yangınlara müdahale çoğunlukla ortaklaşa yapılmaktadır. Mega yangınlarda ise sorumlu OGM, belediye ve il özel idarelerinin yanı sıra; STK’lardan, özel sektörden ve diğer kamu kurumlarından araç, gereç ve personel desteği olabilmektedir. Bu kurumlar arasındaki iletişim, araç kapasiteleri, araçların araziye uygunluğu, araç parçalarının diğer kurumlar araçlarıyla benzerliği, ortak yangın harekât merkezi oluşturulması gibi konular yangın öncesi dönemde gözden geçirilmelidir. Yangınla mücadele ihtiyaçları doğrultusunda OGM’nin makine parklarının güncel ve yeterli seviyede olması ilkesi devam ettirilmeli, söz konusu yatırımlar tasarruf tedbirlerine konu edilmemelidir. 3.3. Yangınla Mücadeleye Yönelik Çözüm Önerileri Büyük ölçekli yangınlardan elde edilen tecrübelerin iklim değişikliğiyle birlikte yangın riski artan yeni bölgelere (örneğin Batı Karadeniz, Güney Marmara ve İç Ege) aktarılması gerekmektedir. Bu bölgelerde, geçmişte büyük ölçekli yangın tecrübesi bulunmamaktadır. Ülke genelindeki yangın sayısının azaltılması orman yönetimi ve yangınla mücadele stratejilerinin temel hedeflerinden biri olmalıdır. Aynı anda çok sayıda yangın çıkması, bu yangınlara yönlendirilecek personel, araç - gereç, hava araçlarına ilişkin yönetimsel kararlarda yangın tehlikesinin hızlı bir şekilde değerlendirilmesini gerektirmektedir. Bu amaçla karar destek sistemleri iyileştirilmelidir. Meteorolojik koşulların mevsimsel, haftalık ve günlük değerlendirmeleri yapılarak başka bölgelerden araç ve personel kaydırılmasına ilişkin kararlar, bu değerlendirmelere göre yapılmalıdır. Yangınla mücadele personelinin kişisel donanımları, günümüz koşullarına ve teknolojik gelişmelere uygun şekilde güncellenmelidir. Erken uyarı sistemleri, yapay zeka ile risk değerlendirmesi ya da yangın bombaları gibi yenilikçi teknolojilerin yaygınlaştırılması önemlidir, ancak bunlar bütüncül bir mücadelenin bir parçası olarak ele alınmalıdır. Örneğin orman yangınları erken uyarı sistemiyle belirlense de orman yolları yetersizse ya da bakımsızsa, hava şartları helikopterlerin havalanmasına uygun değilse erken uyarıya rağmen yangınlar büyüyecektir. Yangın söndürme çalışmalarında en etkili unsur, iş gücü ve yer ekipleridir. Bu ekiplerin yeniden organize edilmesi, sayılarının artırılması, görev tanımlarının daha net ve spesifik hâle getirilmesi ve fiziksel/techizat açısından güçlendirilmesi gerekmektedir. Kimi durumlarda enerjisini alıp büyüyen yangınlarla mücadele etmek yerine, riskli bölgeleri korumaya almak daha doğru bir strateji olabileceğinden, bu durum kamuoyu ile açık ve doğru bir şekilde paylaşılmalıdır. 4. YENİDEN ORMANLAŞTIRMA Yangın sonrası yeniden ormanlaştırma, sadece yanan alanların yeniden ağaçlandırılması değil; toprak, su, biyolojik çeşitlilik ve insan yaşamı arasındaki hassas dengenin yeniden kurulmasını hedefleyen kapsamlı bir süreçtir. Orman yangınları, doğal döngülerin bir parçası olabilse de günümüzde artan sıklıkları ve şiddetleri nedeniyle ekosistemlerin kendi kendini yenileme kapasitesini zorlamaktadır. Etkilenen alanların giderek artması da bu baskıyı daha da derinleştirmektedir. Bu nedenle, yangın sonrası onarım çalışmaları ekolojik temelli, bilimsel verilerle desteklenen ve yöre insanlarının ihtiyaçlarını gözeten bütüncül bir yaklaşımı gerektirir. Bu kapsamda, aşağıda yer alan ilkeler ve uygulama önerileri, yangın sonrası doğa dostu rehabilitasyon çalışmalarına yol göstermektedir. Doğal ormanlar, yüzyıllar içinde bulundukları bölgenin ekolojik, iklimsel ve çevresel koşullarına uyum sağlayarak oluşmuştur. Bu nedenle yanan doğal ormanların mümkün olduğunca doğal olarak yangına dirençli yeniden ormanlaştırılmasına dikkat edilmeli, tür değişikliği yapılmasına yönelik toplumsal baskılar karşısında ise doğru ve bilimsel bilgilendirme yapılmalıdır. Ormancılık politikaları, iklim değişikliğine uyum sağlayacak şekilde güncellenmelidir. Yangın sonrası yapılan ekosistem onarımı çalışmalarında da bu yeni iklim koşulları mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Mega orman yangınlarının her yıl olabileceği dikkate alınarak tohum stokları ve fidan üretimi artırılmalıdır. OGM, yangın sonrası onarım çalışmalarını üç temel kategoride yürütmektedir: kendi haline bırakma, tohum ekimi ve toprak işleme sonrası dikim (ağaçlandırma). Ağaçlandırma kapsamında özellikle kızılçamın yetişme sınırları yükseldikçe, alt kuşaklarda yeni türlere geçiş için hazırlık yapılmalı veya sert yapraklı orman ve makiliklerin egemenliğinde bir vejetasyon yapısına dönüşümün de kabul edilebileceği bir yaklaşım olarak benimsenmelidir. Bu üç yöntemin amaçları, uygulama kriterleri ve gerekçeleri konusunda topluma açık ve doğru bilgiler verilmelidir. Ekosistem onarımı çalışmalarında doğanın kendi süreçleri taklit edilmelidir; bu amaçla ekoloji ve orman restorasyonu konusunda uzman kişilerden mutlaka destek alınmalıdır. Bu yaklaşım doğrultusunda, ekosistem bütün-

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=