E-DERGİ
Yangın Güvenlik 194.Sayı

 


E-Dergi Oku

Türk Prysmian Kablo CEO'su Hans Hoegstedt: "Türkiye'deki Yangınların Yüzde 19'u Elektrik Tesisatı Kaynaklı"

Türk Prysmian Kablo CEO'su Hans Hoegstedt:  "Türkiye'deki Yangınların Yüzde 19'u Elektrik Tesisatı Kaynaklı"

26 Şubat 2013 Salı / 16:47 | SÖYLEŞİ | Yorumlar

Türk Prysmian, 1964 yılında kurulmuş olan ve bugün dünya çapında enerji ve telekomünikasyon kablo sektörünün lider firmalarından Prysmian Group’un 50 ülkedeki 97 fabrikasından biri. “Dikkat! Her Kablo Aynı Değildir...” sloganıyla Türk kablo sektörünün en kapsamlı pazarlama ve eğitim programını gerçekleştiriyor. Türk Prysmian Kablo CEO'su Hans Hoegstedt, dergimize Türk Prysmian’ın gerçekleştirdiği önemli girişimleri aktararak sektör açısından çarpıcı olabilecek bazı istatistiki verileri bizlerle paylaştı.

Firmamız geçtiğimiz yıllar içerisinde satın almalar ve birleşmeler sonrasında, birçok kez isim değişikliği yaşadı. 1964’te Siemens adı ile kurulan firmamız 1999 yılında Pirelli Kablo’nun dünya çapında Siemens’in tüm kablo fabrikalarını satın alması dolayısıyla, Pirelli adını aldı; daha sonra ise Pirelli Kablo, dünya çapında tüm hisselerini Goldman Sachs’a devretti ve kablo işinden çekildi. O tarihte Prysmian adını aldık ancak 2011 yılında Prysmian ve Draka arasında gerçekleşen birleşme sonrasında, bugün yola Prysmian Group adı ile devam ediyoruz.

Bugün, bu birleşmenin sonucunda, her tür kabloyu üretebilir duruma geldik. Gerek Prysmian Group’tan gelen güçlü yapımız gerekse 1964 yılından bu yana Türkiye’de alanında birçok “ilk”e imza atmış bir firma olarak Türkiye’de öncülüğümüzü her daim sürdürüyoruz. Tüm bu sebepler dolayısıyla da, sektörümüzle ilgili her konuda da kendimizi sorumlu hissediyoruz. 

Kızıldeniz’deki projemizin tarihi 1886, ki bu tarih sanırım firmamızın ne kadar köklü bir yapıya sahip olduğunu göstermek için yeterli bir bilgi. Bu kapsamda bahsedebileceğim daha çok proje var aslında ancak bunların başlıcalarını saymam gerekirse; 1925 yılında İtalya ve Amerika’yı birbirine bağlayan denizaltı telgraf kabloları, 1950’de ise İtalya ile Brezilya’yı birbirine bağlayan denizaltı telefon hattı, dünyanın en uzun ve en hızlı asansörleri olan Dubai’deki Burj Halife’nin asansör kabloları, dünyanın en derin (1630 m) ve en uzun (860 km), İtalya’da bulunan (SA.PEI) denizaltı enerji hattı, Avustrulya’nın konut ve iş bölgelerinde yüzde 93’e ulaşan fiber bağlantısı başta gelecektir ancak listeyi onlarca projeyle uzatmak mümkün.

“Bugün Türk Prysmian hem öncüsü hem de büyük ölçekli projelerde çözüm ortağı”

Aynı süreç, aynı yapı Türkiye’de de elbette mevcut. Bugün Türk Prysmian hem sektörünün öncüsü hem de büyük ölçekli projelerde çözüm ortağı. Kalitemizden taviz vermeksizin sunduğumuz teknoloji ve çözümler dolayısıyla bugün dünya çapında büyük ve prestijli projelerde tercih edilen bir markayız. 

Arçelik ve Vestel’in beyaz eşya ve elektronik segmentleri için gerekli kabloları tedarik ettiğimiz gibi, Bosch’a, Mercedes otobüslerine de kablo sağlıyoruz. Ayrıca France Telecom, British Telecom, Almanya’da Deutschebahn ve İspanya’da Telefonica için kablo üretiyoruz.

Türk Prysmian olarak bugüne kadar birçok önemli ve prestijli projeye kablo verdik. Bunlardan bazıları, Türkiye’nin en yüksek binası olan İstanbul’daki Sapphire Tower, dünyanın bir defada inşa edilmiş en uzun metrosu olan Dubai Metrosu, Türkiye’nin ilk 380 kV kablo projesi olan, 380 kV TEİAŞ Davutpaşa-İkitelli güzergahı, Maldivler’deki ilk Türk adası, Ayada ve Azerbaycan’daki en yüksek ve en modern yapı olan Baku Flame Towers fakat bu listeyi de elbette uzatmamız mümkün...

“Amacımız, kablolarda güvenlik, performans ve montaj gibi konularda yapılan değerlendirmelerle ortaya çıkan birbirinden çok farklı ve tutarsız sonuçlar hakkında; Türk kablo sektörünü ve dolayısıyla tüm kablo kullanıcılarını, müteahhitleri, proje firmalarını ve yatırımcıları bilinçlendirmek ve eğitmek”

“Dikkat! Her Kablo Aynı Değildir...” bugün, Türk kablo sektörünün en kapsamlı pazarlama ve eğitim programı. Bu girişimimizi Aralık ayının başında, Mudanya’daki fabrikamızda düzenlediğimiz organizasyonlarla, Türk Kablo Sektörü’nün tüm kesimlerine sunduk. 

Amacımız, bu girişimle birlikte, Türk kablo sektöründeki en kritik konulardan biri olan, kablolarda güvenlik, performans ve montaj gibi konularda yapılan değerlendirmelerle ortaya çıkan birbirinden çok farklı ve tutarsız sonuçlar hakkında; Türk kablo sektörünü ve dolayısıyla tüm kablo kullanıcılarını, müteahhitleri, proje firmalarını ve yatırımcıları bilinçlendirmek ve eğitmek. 

Fakat yaptıklarımızı sadece bu kısa amaç ile tanımlamak yeterli değil. Bunlara ek olarak; Türk kablo sektörünün geçtiğimiz yıllar içerisinde, düşük kalite ve standartlara uygun olmayan ürünler dolayısıyla, uluslararası pazarda sahip olduğu negatif bilinirliği düzeltmeyi istiyoruz. Daha güvenli, yüksek performanslı, daha ekonomik ve verimli bir pazar yaratmayı; sektörde sıkça karşılaşılan düşük kalitede kablo kullanımını engellemeyi; toplam kablo maliyeti içerisinde önemli bir payı olan montaj maliyetlerinin düşebileceğini göstermeyi planlıyoruz.

Şu ana kadar gerçekleştirdiğimiz çalışmalar sonrasında aldığımız geri dönüşlere baktığımızda da doğru yolda olduğumuzu görüyoruz. Umuyoruz ki ilgili her kesimin desteğiyle, amacımıza ulaşacağız.

“Türkiye’de sanayileşme ve kentleşme her geçen gün artıyor; bu da enerji tüketimindeki artışı beraberinde getiriyor”

Çok uzun bir süreci elimden geldiğince özetlemeye çalışacağım. Ama önce bu işin altyapısından bahsetmek isterim.

Bu girişimi, Türk kablo sektörüne duyurmadan önce, elbette bir altyapı hazırlığı yaptık. Bu kapsamda, ki bu da yaklaşık 2 yıl anlamına geliyor, pazarda satışa sunulan kabloların kullanımı, montajı ve kalitesi üzerinde araştırmalar yaptık; birçok şantiyeyi ziyaret ettik ve böylece montaj süreçlerini yerinde ve derinlemesine görme şansına sahip olduk; Türkiye’deki istatistikleri yakından takip ettik ve öğrendiğimiz bilgiler doğrultusunda kendimizi daha da geliştirmek için çok çalıştık. 

Bu çalışmaların detaylarına girmemiz gerekirse, onları da şu şekilde anlatabilirim.

Yaptığımız araştırmalar sonrasında gördük ki, Türkiye’de sanayileşme ve kentleşme her geçen gün artıyor; bu da enerji tüketimindeki artışı beraberinde getiriyor. Son yollardaki enerji tüketimi artışı yüzde 92 dolayında. Ayrıca, aynı şekilde, insanların yoğun olarak bulunduğu alışveriş merkezlerine, sinemalarına, hastanelere ve benzeri yapılara her gün bir yenisi ekleniyor. Tabi ki gözle görülür bir şekilde, çok katlı dikey yapılaşmada artış var. 2007-2011 arasında bu artış yüzde 30 civarında. 

Diğer yandan Türkiye’nin ekonomisi büyüyor. 2001 yılında kişi başına düşen GSMH 3.020 USD iken, 2011’de 10.444 USD oldu, ki bu da demek oluyor ki neredeyse 3 kat büyüme var. İşçilik maliyetlerine (net asgari ücret) baktığımızda da yine artış görüyoruz; 2002’den bu yana yüzde 69 dolayında. 

Bu bilgiler işin makroekonomik detayları. Bir de istatiklere bakalım dediğimizde, gördüğümüz bilgiler çok iç açıcı değil. Amerika ve İngiltere’de yangın sayıları azalırken ne yazık ki Türkiye’de artıyor. 1988 ve 2008 yıllarındaki yangın istatistiklerine baktığımızda, Amerika’da yüzde 40; İngiltere’de ise yüzde 22 azalma görüyoruz. Ancak aynı dönemde Türkiye’de yüzde 296 artış olmuş. İstanbul İtfaiyesi’nin açıkladığı rakamlara göre, İstanbul’da 2010 yılında 20.046 yangın olmuş; 2011 yılında ise yüzde 32 artışla 26.444 yangın... Bunlar gerçekten çok yüksek rakamlar. Ayrıca tüm yangınların toplamı içerisinde, binalarda çıkan yangınlar yüzde 18 yer tutuyor ve Türkiye’deki yangınların yüzde 19’u elektrik tesisatı kaynaklı. 

Bunların hepsi ayrı ayrı ve önemli bilgiler. Peki bir araya geldiklerinde, sektörümüz için bu bilgiler ne anlama geliyor?

Enerji tüketimindeki artış doğal olarak, elektrik tesisatları üzerinde baskı yaratıyor. Bu da dolayısıyla yangın riskini artıyor. Bu riski engellemek için öncelikle döşenmiş kablonun ve tesisatın amaca uygun olduğundan emin olunmalı ve genel güvenlik arttırılmalıdır. Ayrıca olası bir yangın durumunda daha iyi performans gösteren bir kablo tercih edilmelidir. 

Eskiden insanların bir kabloyla ilgili tek beklentisi, çok basitçe, elektrik elde etme idi. Ancak bugün buna ek olarak güvenlik ve konfor gibi konular da ön plana çıkıyor. Bizim bu noktada yaşadığımız en önemli zorluk, kabloların göz önünde olmaması, kablolar binalar arkasında gizlenmiş durumda. Dolayısıyla da görülmeyen herhangi bir başka malzeme gibi, varlıkları sadece, kabloyla ilgili bir olay anında hatırlanıyor. Bu noktada da sektörün öncüsü olarak iş, bize düşüyor.

Altyapı çalışmalarımız kapsamında, yaklaşık 2 yıl süreyle, farklı ürün grupları ve markalar üzerinde 2645 test yaptık. Çıkan test sonuçlarına baktığımızda, piyasada satışa sunulan kablolar arasında performans ve güvenlik açısından büyük bir tutarsızlık olduğunu tespit ettik. Bu kablolardan önemli bir kısmının standartlara uygun olarak performans göstermediğini ve bazılarının da fiziksel karakteristik bakımdan standartlarda istenen değerlerin altında kaldığını; bununla birlikte, kabloların döşenmesi ve uçlarının sıyrılması gibi işçilik ile doğrudan ilgili konularda da zaman tasarrufu açısından çok büyük farklar olduğunu gözlemledik.

Bu testlerin sonuçlarına baktığımızda; sektör lideri olarak harekete geçmeye ve bu girişime öncülük etmeye karar verdik. Dileğimiz, diğer üreticilerin de, sektörümüzdeki bilinci artırmayı ve sektörümüzdeki tüm kesimleri eğitmeyi amaçladığımız bu çalışmada bize katılmaları, haksız rekabete sebep olan ürün kalitesi ile ilgili olarak kalite standartlarına dair büyük bir değişim yaratmayı amaçladığımız bu çalışmada bizlere güç katmaları şeklinde. 

“Dikkat! Her kablo aynı değildir”

“Dikkat! Her Kablo Aynı Değildir...” girişimimizi Aralık ayında, Mudanya’da duyurduk. Yaklaşık 300 kişiyi fabrikamızda ağırladık. Bu girişimle ilgili şu an size bahsettiğim her konuyu tüm detaylarıyla kendileriyle paylaştık. Bu girişimin çıkış noktası olan, Prysmian Group içerisindeki 17 Ar-Ge merkezinden biri olan laboratuvarlarımızın kapılarını misafirlerimize açtık ve yaptığımız çalışmaları örnekleri ile anlatma imkanı bulduk. 

Lansman sonrasında, tüm A-Takımı yetkili satıcılarımızı ve alt bayileri de kapsayan 124 noktayı ziyaret ettik. 14 şehre gittik ve yüzyüze bir araya gelme imkanı bulduğumuz herkese tekrar tekrar tüm projeyi anlattık. 

Elimizden geldiğince bu sürece teknolojik imkanları da eklemeye çalıştık. Bir web sitesi hazırladık: www.prysmianperformanstesti.com Ayrıca bir i-phone uygulaması hazırladık. Facebook, twitter, youtube, daily motion ve vimeo gibi internet siteleri ile sosyal medyada yer almaya başladık. Ayrıca kısa bir süre içerisinde Voltimum’un internet sitesi üzerinden bir de webinar düzenleyeceğiz. 

Türk kablo sektörünün tek kapsamlı test sistemi olan, kabloları güvenlik, yüksek performans ve toplam proje maliyetinde sağladığı faydalar açısından değerlendiren Prysmian Performans Testi’ni (PPT) geliştirdik. 

Tüm bu çalışmaları yaparken tek bir amacımız var; Türk kablo sektöründeki tüm kesimlere ulaşmak ve yola çıkış amacımız hakkında herkesin bilgilenmesini sağlamak. 

Bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Mudanya ile başladığımız ve İstanbul, Ankara, İzmir ile devam ettiğimiz road show çalışmamız kapsamında, daha birçok şehre gidip bu konuyu anlatacağız. Bahar aylarında da farklı çalışmalar ile bu girişim hakkında bilgi vermeye devam edeceğiz.

Prysmian Performans Testi, tüm detayları ile anlatmaya çalıştığım “Dikkat! Her Kablo Aynı Değildir...” girişimimizin doğal bir sonucu olarak ortaya çıktı. Sahip olduğumuz altyapıyı Prysmian Group’tan gelen deneyim ve güç ile birleştirdik. 

Prysmian Group’un 2011 yılı Ar-Ge bütçesi 68 milyon Euro idi ve 17 Ar-Ge merkezinde  en güvenilir, yüksek performanslı ve ekonomik açıdan verimli yenilikçi çözümler geliştirmek için durmaksızın çalışmalar yapılıyor. Biz de “Dikkat! Her Kablo Aynı Değildir...” girişimimizi desteklemek için elimizdeki imkanlarından yararlandık ve sonuçta da Türk kablo sektörünün tek kapsamlı test sistemi olan, kabloları güvenlik, yüksek performans ve toplam proje maliyetinde sağladığı faydalar açısından değerlendiren Prysmian Performans Testi’ni (PPT) geliştirdik. 

Bu test kapsamında 5 ana test grubu var: Geometrik, elektrik, mekanik, performans ve  işlevsellik. Aslında bu 5 başlığın bir kablo ve kablo montajı için ana unsurlar olduğunu rahatlıkla dile getirebiliriz. Doğru kablo her zaman bu testleri geçiyor olmalıdır. Biz Mudanya’daki laboratuvarlarımızda tüm bu testleri yapabilir durumdayız. 

Her ne kadar kablolar, ortalamada toplam inşaat maliyetinin yüzde 1’den azını oluştursa da, doğru kabloyu seçerek elle tutulur farklar yaratmak mümkün. PPT sonuçlarına göre, bugün sektörümüzdeki bazı ürünlere çok fazla itimat etmek mümkün değil, ürünler arasında tutarsızlıklar var ancak diğer yandan yine PPT sonuçlarına göre, Prysmian Group kablo çözümleri, güvenlik ve performans kriterlerine ek olarak, hız kazandıran montaj kolaylıkları sayesinde işçilik maliyetinde yüzde 50’ye*, toplam kablo tutarında ise yüzde 12’ye* varan avantaj sağlıyor.

*Bağımsız kuruluşlar tarafından hazırlanan raporlara istinaden hesaplanmıştır. 

“2012’de ihalesini aldığımız Çanakkale Boğazı Denizaltı Kablo Projesi, bu yıl içindeki başlıca projemizdi”

2012 yılını genel olarak değerlendirdiğimizde, ekonomide görülen yavaşlama ve yapı sektöründeki çalışmaların beklentilerin altında kalması dolayısıyla zor geçtiğini düşünüyoruz. Karşılıksız çek kanunundaki değişiklikler gibi konular nedeniyle de sektörümüz ayrıca risk altındaydı.

Fakat ne mutlu ki Prysmian adına durumun son derece tatmin edici olduğunu, hatta beklentilerimizin üzerinde gerçekleştiğini düşünüyoruz. 2012 yılı rakamlarını Mart ayı sonunda açıklayacağız ancak genel duruma baktığımızda, sonuçlarımızın iyi olacağını öngördüğümüzü paylaşmam gerek. 

Bu yıl içerisinde ihalesini aldığımız Çanakkale Boğazı Denizaltı Kablo Projesi, bu yıl içindeki başlıca projemizdi, ancak elbette ki yıl içinde başka önemli projelere de kablo verdik. 2013 yılında da aynı stratejiyi izlemeye ve daha zorlu pazar koşullarında hazırlıklı olmaya devam edeceğiz. Yaklaşık 1,5 yıl önce gerçekleşen Draka birleşmesini takiben, enerji ve telekomünikasyon alanında her tür kabloyu pazara sunabilir hale geldik. Türk Prysmian olarak, her geçen gün rekabetin artmasına rağmen, biz her talebe karşılık verecek şekilde hazır durumdayız. 

2013’te de amacımız 2012’de izlediğimiz bu yolda  devam etmek ve 2013 yılında da iş ortaklarımızla daha yakın çalışmak ve hep birlikte güvenli, yüksek performanslı ve ekonomik açıdan verimli bir kablo sektörüne sahip olmak...