37 YANGIN VE GÜVENLİK • TEMMUZ - AĞUSTOS / 2026 RAPOR görev yapan uygulayıcılar için bir rehber niteliği taşımakta, aynı zamanda toplumun tüm kesimlerinin bu hayati meseleye dair ortak sorumluluk geliştirmesine katkı sunmayı hedeflemektedir. 1. YANGINLA MÜCADELE VE ORMAN YÖNETİMİNDE MEVCUT DURUM Yangınlarla mücadele, yalnızca yangın çıktığında yapılan müdahalelerle sınırlı değildir. Aynı zamanda yangınları önleyici tedbirlerin sistemli bir şekilde güçlendirilmesi de büyük önem taşır. Günümüzde bu kapsamda, yangın önleme faaliyetleri arasında halkı bilinçlendirme ve eğitim çalışmaları yürütülmekte, ayrıca yanıcı madde yükünün azaltılmasına yönelik orman bakım çalışmaları ile yangın önleme tesislerinin kurulumu gerçekleştirilmektedir. Ancak yangın çıkmadan riskleri azaltmaya yönelik uygulamalara yatırım yapılması hem maliyetleri düşürecek hem de ormanların korunmasında daha etkili olacaktır. Örneğin; orman yangınları ile mücadelede 2024 yılında 3 günde söndürülen 4000 ha alan için toplam 190 milyon TL bütçe harcanmıştır. Bunun 178 milyon TL’si hava aracı giderlerine tahsis edilmiştir. Kalan küçük bir kısım ise yer ekipleri giderleri olarak kullanılmıştır. 2025 yılı Orman Genel Müdürlüğü bütçe tahminine göre yalnızca hava aracı kiralama masraflarının 10 milyar TL’ye ulaşması öngörülmektedir. Bu artış, sürdürülebilir maliyet yönetimi açısından ciddi bir risk oluşturmaktadır. Artan maliyetler ve sınırlı kaynaklar, önleyici tedbirlerin güçlendirilmesini ve yangın riskinin sistematik olarak azaltılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede, hem maliyet etkinliğini artıracak hem de orman ekosistemlerini koruyacak stratejik önlemler geliştirilmesi kritik bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır. Yangın riskini artıran çevresel, kurumsal ve toplumsal faktörler ile mevcut kapasite eksiklikleri aşağıda detaylandırılmaktadır. Ormanlarda yangın riskini artıran yanıcı madde yükü (ölü örtü, kuru ot ve çalılar), zamanında aralama ve gençlik bakımı yapılmaması nedeniyle, büyük oranda yerinde durmaktadır. Bu, yangınların hem çıkışını hem de yayılma hızını artıran temel faktörlerden biridir. İklim değişikliği ve arazi kullanım değişikliğiyle birlikte yeni bir yangın rejimi ortaya çıkmıştır. Orman içi ve kenarı yerleşimlerde ormanı ve doğayı tanımayan yeni bir yerleşimci profili oluşmuştur. Orman içindeki yerleşim alanlarının sayısı giderek artmaktadır. Son yıllarda çıkan yangınlarda genellikle 30 yaş altı ağaçlandırma alanları zarar görmüştür; bu da ormanlarda, gençlik ve sıklık çağlarında yapılması gereken seyreltme ve aralama çalışmalarını da kapsayan ciddi bir bakım eksikliğine işaret etmektedir. 2024 yılı sonunda tecrübeli orman işçilerinin emekli olması, sahada edinilmiş bilgi ve deneyimin kaybı açısından önemli bir boşluğa yol açmıştır. Yeniden ormanlaştırma çalışmalarının yangın öncesi ekosistem hizmetleri ve biyolojik çeşitlilik unsurları gözetilerek yapılıp yapılmadığı konusunda toplumun ilgili kesimlerine yönelik bilgilendirmeler artırılmalıdır. Yangınlar gibi kritik konular medyada yeterince yer bulamamakta; siyasi gündem bu konuların önüne geçmektedir. Yangınlarda desteğine ihtiyaç duyulan belediyelerin itfaiye teşkilatları, maddi kaynak, teknik donanım, personel eğitimi ve kapasitesi açısından orman yangınlarıyla mücadeleye uygun alt yapıya sahip değildir. Yangın esnasında farklı kaynaklardan yapılan bilgilendirmeler, karmaşaya, bilgi kirliliğine ve toplumsal infiale neden olmaktadır. Havaalanları ve orman yangınları dışında kalan yangınlara müdahale itfaiyenin görevidir; ancak büyükşehirlerin ve özel idarenin kapasitesinin orman dışı kırsal alanlardaki yangınlara müdahalede yetersiz olması nedeniyle OGM, valilik emriyle müdahale etmektedir.
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=