36 YANGIN VE GÜVENLİK • EYLÜL - EKİM / 2026 1 kişi hayatını kaybetti, 8 işçi yaralandı. Raporda olayın, paketleme bölümündeki tozların basınçlı hava müdahalesiyle havaya karışması ve bir tutuşturucu kaynakla temas etmesi sonucu meydana gelmiş olabileceği değerlendirildi. Un, nişasta, şeker, kömür ve ahşap gibi tozların belirli koşullarda patlayıcı atmosfer oluşturabileceğine dikkat çekildi. Gaziantep’te buhar kazanı patlaması: 17 Mayıs 2025’te Gaziantep 2. Organize Sanayi Bölgesi’ndeki bir halı fabrikasının buhar kazanında meydana gelen patlamada 7 kişi yaralandı. Raporda buhar kazanlarında aşırı basınç, yüksek sıcaklık, korozyon, metal yorgunluğu, bakım ve periyodik kontrol eksiklikleri ile otomasyon ve kontrol sistemlerindeki hataların önemli riskler oluşturduğu belirtildi. Kocaeli Dilovası’ndaki fabrika yangını: 8 Kasım 2025’te Dilovası’ndaki bir kozmetik fabrikasında çıkan yangında 3’ü çocuk 7 kişi hayatını kaybetti, 6 kişi yaralandı. Raporda olay; elektrikli cihaz arızası veya statik elektrik kaynaklı parlama ihtimali, ortamda bulunan uçucu ve parlayıcı kimyasallar, yetersiz proses havalandırması, Ex ekipman eksikliği, statik elektrik kontrolündeki yetersizlikler, kaçış yollarındaki sorunlar ve yangın algılama ile otomatik söndürme sistemlerinin bulunmaması gibi çok sayıda güvenlik zafiyetiyle birlikte değerlendirildi. VERI EKSIKLIĞI DE ÖNEMLI BIR RISK Raporun dikkat çektiği konulardan biri de endüstriyel yangın ve patlamalara ilişkin veri eksikliği oldu. 2025 yılı olaylarının yalnızca yaklaşık yüzde 29’unda tutuşturma kaynağının tespit edilebilmesi, olayların kök nedenlerinin belirlenmesi ve gelecekte benzer kazaların önlenmesi açısından önemli bir sınırlılık olarak değerlendirildi. Araştırma kapsamında yangın ve patlama yaşandığı tespit edilen 720 firmadan yalnızca 363’ünün, yani yüzde 48’inin adına ulaşılabildiği belirtildi. Raporda firma isimlerinin kamuoyuyla paylaşılmamasının diğer işletmelerin gerekli önlemleri almasını zorlaştırabileceği ifade edildi. KMO İstanbul Şubesi, endüstriyel kazaların merkezi biçimde takip edilmesi, kök neden analizlerinin uzman bilirkişiler tarafından gerçekleştirilmesi ve hazırlanan raporların kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılması gerektiğini savundu. RISK TEMELLI VE TEKNIK DENETIM ÇAĞRISI Raporda, yalnızca denetimlerin sayısının artırılmasının yeterli olmayacağı, denetimlerin niteliğinin, sürekliliğinin ve teknik derinliğinin geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. Denetimlerin risk ve veri temelli yürütülmesi; kaynakların özellikle yangın ve patlamaların yoğunlaştığı sektörlere ve kritik risk alanlarına yönlendirilmesi önerildi. Elektrik sistemleri, sıcak işler, toz oluşan prosesler ve depolama alanları bu kritik alanların başında sıralandı. Raporda ayrıca işletmelerin patlamadan korunma dokümanlarını hazırlaması, elektrik tesisatlarının düzenli bakım ve kontrollerinin yapılması, statik elektrik kaynaklarının kontrol altına alınması, tehlikeli kimyasalların bulunduğu işyerleri için risk haritaları hazırlanması ve tehlikeli kimyasalların envanterlerinin oluşturulması gibi çok sayıda önlem önerildi. YANGIN VE PATLAMALAR ÖNLENEBILIR OLAYLARDIR Raporun genel değerlendirmesinde, endüstriyel yangın ve patlamaların yalnızca teknik arızalardan kaynaklanan kaçınılmaz olaylar olmadığı; yangın, proses ve iş güvenliği uzmanlığı temelinde, bilim ve tekniğe uygun önlemlerle büyük ölçüde önlenebileceği vurgulandı. Bu kapsamda yanıcı maddelerin ve tutuşturucu kaynakların kontrolü, uygun depolama koşulları, etkin sıcak çalışma izin sistemleri, elektrik tesisatlarının düzenli bakımı, ekipmanların periyodik kontrolleri, proses güvenliği uygulamaları, yangın algılama ve söndürme sistemlerinin yeterliliği ile çalışanların eğitimi temel öncelikler olarak öne çıktı. KMO İstanbul Şubesi ayrıca büyük endüstriyel kazaların araştırılması için bağımsız bir “Kimyasal Kazaları Araştırma Kurumu” kurulmasını, kimyasal kazalara müdahale süreçlerinin bilgi temelli yürütülmesini ve coğrafi bilgi sistemleriyle desteklenmesini önerdi. Deprem riski bulunan bölgelerde ise tehlikeli kimyasallar, doğalgaz ve LPG tesislerinin oluşturabileceği ikincil risklere karşı bölgesel eylem planlarının güncel tutulması gerektiğine dikkat çekildi. 2025 yılı verileri, Türkiye’de endüstriyel yangın ve patlamaların hem sayısal hem de yapısal bir güvenlik sorunu olmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Riskler özellikle metal, tekstil, ağaç-kâğıt-mobilya ve kauçuk-plastik gibi sektörlerde; depolama alanları, sıcak çalışma faaliyetleri, elektrik sistemleri, bakım-onarım süreçleri ve yanıcı tozların bulunduğu proseslerde yoğunlaşıyor. Raporda ortaya konulan tablo, yangın güvenliğinin yalnızca yangın meydana geldikten sonra müdahaleye odaklanan bir yaklaşım olarak değil; tasarım, proses güvenliği, bakım, depolama, işletme, denetim ve çalışan eğitiminin tamamını kapsayan bütüncül bir güvenlik sistemi olarak ele alınması gerektiğini gösteriyor. n RAPOR
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=