20 YANGIN VE GÜVENLİK • MAYIS - HAZİRAN / 2026 MAKALE 1. GIRIŞ VE ARKA PLAN Binalarda yangın güvenliğinin sağlanması, yapılaşmış çevrenin gelişiminde her zaman temel unsurlardan biri olmuştur. Bu kapsamda, yangının büyümesini ve bölümler arasında yayılmasını kontrol etmeyi amaçlayan yangın kompartımanlaması, kullanıcıların korunması ve yangının sonuçlarının azaltılması için uygulanan yangın güvenliği stratejisinin kilit bir parçasını oluşturmaktadır. Bu genellikle duvarlar, döşemeler ve kapılar gibi yapı elemanlarının belirli bir yangın dayanım derecesine (bütünlük, yalıtım ve zaman zaman taşıyıcılık kapasitesi) sahip olmasıyla sağlanmaktadır. Buna ek olarak, özellikle yüksek binalarda dış cephe duvar sistemlerine tarihsel olarak sıkı yanıcılık sınırlamaları getirilmiştir. Ancak hafif cephe sistemlerini ve gelişmiş ısıl performansı teşvik eden sürdürülebilirlik odaklı politikalar, yanıcı cephe bileşenlerinin kullanımını hızlandırmıştır. Bu değişim, mevzuatların uyum sürecini geride bırakmış ve performans değerlendirmelerinde önemli boşluklar oluşmasına neden olmuştur [1]. Daha spesifik olarak; ısı yalıtım malzemeleri veya çeşitli kompozit ürünler gibi yanıcı malzemeler, görsel, termal, akustik ve dayanıklılık performansını artırırken, bina kabuğunun yerine getirmesi gereken yangın güvenliği işlevlerini zorlaştırmaktadır [2]. Bu eğilim, yangın güvenliği açısından önemli bir karmaşıklık yaratmış; cephelerin uygun şekilde tasarlanıp değerlendirilmemesi durumunda düşey yangın yayılımı için istemeden bir yol oluşturabileceğini göstermiştir [3]. Birçok büyük yangın olayı bu riskleri ortaya koymuştur ve bunlar arasında en çok incelenen olay, 2017 yılında Londra’da meydana gelen Grenfell Tower yangınıdır. Bu binada yangın, polietilen çekirdekli alüminyum kompozit paneller (ACP) ve yanıcı yalıtım malzemelerinden oluşan duvar sistemi üzerinden dış cephede yayılmış ve 72 kişinin hayatını kaybetmesine neden olmuştur [4]. Benzer şekilde, 2010 yılında Çin’de meydana gelen Shanghai High-Rise yangınında poliüretan bazlı yalıtım nedeniyle hızlı düşey alev yayılımı gerçekleşmiş ve 58 kişi yaşamını yitirmiştir [5]. Melbourne’daki Lacrosse yangını (2014) ve Dubai’deki Address Downtown yangını (2015) gibi diğer olaylar can kaybına yol açmamış olsa da, yanıcı cephe kaplamalarının yangının yayılmasını nasıl hızlandırabileceğini ve kabul edilemez düzeyde maddi hasar ile ekonomik kayıplara neden olabileceğini göstermiştir [3]. Bu ve benzeri birçok olay, cephe tasarımının kompartımanlamayı zayıflatabileceğini, tahliyeyi zorlaştırabileceğini ve özellikle yüksek yapılarda itfaiye müdahalesini yetersiz bırakabileceğini ortaya koymaktadır [6]. “Cephe sistemlerinin yangın performansını daha iyi anlama çabalarına rağmen, bu değerlendirmeler için gereken araçların yeterli olup olmadığı hâlâ belirsizliğini korumaktadır. Yeni test metodolojileri geliştirme girişimleri, Grenfell Kulesi Soruşturması tarafından yetersiz bulunmuş olsa da, yirmi veya daha fazla yıl önce geliştirilen aynı çerçeveler içerisinde DIŞ CEPHE DUVAR SISTEMLERININ YANGIN PERFORMANSINA İLIŞKIN PRENSIPLERİ ANDREA LUCHERINI Department for Fire-Safe Sustainable Built Environment (FRISSBE), Slovenian National Building and Civil Engineering Institute (ZAG), Slovenia Faculty of Mathematics, Natural Sciences and Information Technologies (FAMNIT), University of Primorska, Slovenia GRUNDE JOMAAS Department for Fire-Safe Sustainable Built Environment (FRISSBE), Slovenian National Building and Civil Engineering Institute (ZAG), Slovenia Faculty of Mathematics, Natural Sciences and Information Technologies (FAMNIT), University of Primorska, Slovenia JOSE L. TORERO Department of Civil, Environmental & Geomatic Engineering (DEGE), University College London, United Kingdom RAUAN ADIKEY International Master of Science in Fire Safety Engineering (IMSFE), Ghent University, Belgium
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=