Yangın ve Güvenlik Dergisi 166. Sayı (Nisan 2014)

YANGIN ve GÜVENL ø K SAYI 166 TULUMBACI 8 Tulumbac × Türküsü Prof. Dr. Abdurrahman KILIÇ ú TÜ Makina Fakültesi Tulumbac × lar × n kendine özgü yönlerin- den biri de müzi ù e ve ü iire duyduklar × ilgidir. Özellikle ondokuzuncu yüzy × l × n ikinci yar × s × ve yirminci yüzy × l × n ba ü la- r × nda, mâni ve destanlardan olu ü an, “Tulumbac × Edebiyat × ” diyebilece ù imiz bir edebiyat türü yaratm × ü lard × r. Tulum- bac × lar ya ü ad × klar × ortam × , serüvenlerini, de ù er yarg × lar × n × ve aralar × ndaki ili ü kileri bu ü iirlerde dile getirmi ü lerdir. Bunlardan bir k × sm × ezgile ü tirilmi ü ve türkü ü eklini alm × ü t × r. Asl × nda halk edebiyat × verile- rini müzikten ayr × dü ü ünmek mümkün de ù ildir. Türk edebiyat × ve müzi ù i, ilk ça ù lardan ba ü layarak birlikte yürümü ü , birlikte geli ü mi ü tir. Kahramanl × klar müzik ve ü iir ile anlat × lm × ü t × r. Bu birlikte olu ü binlerce y × l de ù i ü mez bir gelenek olarak sürüp gelmi ü tir. Türkü, hece ölçüsüyle yaz × lm × ü ve halk ezgileriyle bestelenmi ü , halk × n ortak mal × olan ve a ù × zdan a ù × za dola ü an, ku ü aktan ku ü a ù a aktar × lan sözlü edebiyat türüdür. Bazen bir sevday × , bazen kahramanl × - ù × , bazen bir ac × y × , bazen de bir tarihi anlat × r. Önce bir ki ü i taraf × ndan yaz × l × r bir süre sonra baz × de ù i ü ikliklere u ù rayarak toplumun ortak mal × olur. ú lk yarat × c × ki ü inin mal × iken, duygu ve dü ü ünce yönünden halk × ilgilendirirse, o zaman a ù × zdan a ù × za dola ü maya ba ü lar. Art × k yarat × c × s × yoktur. E ù er türküde ki ü ilik izleri varsa silinir, daha güzelle ü ir, az ya da çok i ü lenerek de ù i ü ik- li ù e u ù rar. Böylece türkü toplumun mal × olarak süreklili ù ini art × r × r. Türküler canl × varl × klar gibidir. Do ù ar, az ya da çok ya ü ar, bir k × sm × unutulup gider bir k × sm × y × llarca dilden dile dola ü × r. Türkünün ya ü ama gücü, toplumu derinden ilgilen- dirmesine, ezgisinin dokunakl × olu ü una ya da sanat yap × s × n × n yüksek olu ü una ba ù l × d × r. Ama, hiçbir zaman ilk ç × k × ü lar × n- daki gibi kalmazlar. Durmadan az ya da çok de ù i ü ikli ù e u ù rarlar. Bu durum yaln × z sözlerinde de ù il, ezgilerinde de görülür. Bunun nedeni zaman a ü × m × , ki ü iden ki ü iye geçi ü s × ras × nda de ù i ü imler ve zamana uyarlamad × r. Tulumbac × türküleri de böyle olmu ü tur, ço ù u unutulmu ü ve maalesef yok olmu ü tur. Tulumbac × lar gündelik hayat × n bütün tit- re ü imlerini içine alan bireysellik anlay × ü × n × benimsemi ü , kendi töresini kurmu ü tur. Bu töre, tulumbac × y × hayat × n içine çekmi ü ve onu fele ù in cilveleriyle ba ü ba ü a b × - rakm × ü t × r. Yang × ndan yang × na ko ü an bu insanlar, ya korkunç serüvenlerden ç × k × p gelmi ü ler ya da böyle serüvenlere gözü kapal × at × lmaya haz × r gönüllüler izlenimini uyand × rm × ü lard × r. Serüven, uydurma bile olsa, tulumbac × n × n gözünde s × radan insan × epik bir kahraman yapm × ü t × r. Tulum- bac × gözünde olaylar, insanlar destanla ü × r ve ezgilenir. Küçük ya ü ta yetim kalmak, “Tulumbac × türkülerinde, tulumbac × lar × n ac × lar × , sevinçleri, sevileri, kahramanl × klar × , özlemleri büyük bir sadelik içinde anlat × lm × ü t × r.”

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=