E-DERGİ
Yangın ve Güvenlik 196.Sayı

 


E-Dergi Oku 

"Kaliteden Ödün Vermeden Çalışmalarımızı Sürdüreceğiz"


27 Aralık 2017 Çarşamba / 13:22 | SÖYLEŞİ

ÖNCELIKLE KENDINIZDEN KISACA BAHSEDEBILIR MISINIZ?

1979 yılı Diyarbakır doğumluyum. Tüm eğitimimi İstanbul’da tamamladım. Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden 2001 yılında mezun oldum. 2003 yılında yangın sektörüne giriş yaptım ve o dönemden bu yana sektörde otomatik söndürme sistemleri üzerine çalışmaktayım.

GEÇTIĞIMIZ AYLARDA ARI YANGIN SEKTÖRDEKI 10. YIL KUTLAMASINI GERÇEKLEŞTIRDI. BU 10 YILLIK SÜREÇTE NELER YAŞANDI, NELER HEDEFLENDI VE BU HEDEFLERE ULAŞILDI MI?

Ekim ayı itibariyle 10 seneyi geride bıraktık. 2007 yılında üç ortaklı olarak Arı Yangın’nın kuruluşunu gerçekleştirdik. Cem Yalçıner ve Mustafa Değirmenci ile birlikte 2007 yılında şirketimizi kurduğumuzda zorlu bir süreç bulunuyordu. Geçmişi geride bırakıp beyaz bir sayfa açma düşüncesindeydik, bu nedenle yeni bir isim ile sektörde yer almak oldukça zordu ama 2007 yılından 2017 yılına kadarki geçirdiğimiz süre zarfında ivme hep yukarı doğru eğilim gösterdi. Bu güne kadar her sene yüzde 20 ila yüzde 25 arasında büyüme kaydettik. Üç kişi olarak başladığımız yolda şu an itibariyle 35 kişi olarak faaliyetlerimizi sürdürmekteyiz. Hedefl erimizde bir şaşma yok her sene üzerine biraz daha koyarak ilerliyoruz. İlk hedefimiz gazlı söndürmeyle (FM200-NOVEC1230) alakalı bir dolum istasyonu oluşturmaktı ve iki sene önce bu istasyonun kurulumunu gerçekleştirdik. Hatta ilk UL sertifikalı dolum istasyonu olan firma konumuna eriştik diye biliyorum. Önümüzdeki süreçte üretime geçmek gibi bir düşüncemiz bulunuyor yaşayıp beraber göreceğiz..

ÜRETIME GEÇME KONUSUYLA ILGILI SÜRE ANLAMINDA BELIRLEMIŞ OLDUĞUNUZ BİR HEDEF BULUNUYOR MU?

Doğrusunu söylemek gerekirse Türkiye şartları ileriye dönük plan yapılmasına çok fazla imkan tanımıyor. Görüldüğü gibi pazarın genişlemesi ama karlılığın düşmesi, bu arada dolar kurunun inanılmaz bir şekilde artması çok net planlar yapmanıza olanak tanımıyor. Sadece aklımızda üretime geçilmesi gibi bir düşünce yer alıyor fakat tarih konusunda netleşmiş herhangi bir durum bulunmuyor.

TÜRKIYE’DEKI EKONOMIK DURUMU NASIL GÖRÜYORSUNUZ?

Belki de ilk defa bu yıl belirlemiş olduğumuz hedefl erin kıyısında kalacağız. Bugüne kadar her yıl hedefl erimizi tutturduk ve yüzde 20 ila yüzde 25 arasından büyüme gerçekleştirdik. Bu yıl biraz daha sıkıntılı bir durum bulunuyor. Yaşamış olduğumuz 15 Temmuz olaylarının da bunda etkisi var. Sektörü etkileyen ticari güvensizlik, firmaların ve insanların tereddütlü davranması, el konulmuş ve ödeme alınamayan firmalar sıkıntılı bir süreç yaratıyor. Dolar kuruyla alakalı da bizim gibi ithalat ağırlıklı çalışmalar yürüten firmalar için oldukça sıkıntılı bir durum yaşıyoruz. Çünkü Türkiye’deki müteahhitlerimiz belki de haklı olarak sektörün biraz sıkışmış olmasından kaynaklı Türk Lirası olarak iş alıyorlar. Bizim fiyatlarımıza bakıldığında dolar bazlı bir artış yok. Dün 100 dolar olan bir malzeme, bugün de 100 dolar. Fakat müteahhitler teklif verirken ve işi alırken ki dolar seviyesi ile şu an 4 liralara dayanmış seviye arasında uçurumlar var. Bu sebeple kazanamadıkları parayı, bizden satın alma aşamasında kullanmak istiyorlar ki bizlerde de böyle bir karlılık yok. Bu durum da satın almaları ve siparişleri bir miktar durdurmuş durumda.

Acaba geriye doğru bir gevşeme olur mu şeklinde bir bekleyiş söz konusu. Ben gevşemenin olacağını düşünmüyorum, zira ekonomik göstergelerin böyle bir durumun olacağını göstermediğini düşünüyorum. Dolardaki ivmenin yukarı doğru gideceğini bekliyorum. Bu konuda sıkıntımız bulunuyor, siparişler durakladı. Ödeme durumları şu anda had safhada, çok uzun vadeler telaff uz ediliyor. Sonuçta alım yapamamak, hak edişe sokamamak, dolayısıyla para alamamak, alamadığında da para ödeyememek gibi bir domino etkisi yaratıyor. Bu nedenlerden ötürü keyifl i bir sene geçirmiyoruz. Sektör anlamında, bundan sonraki senenin de keyifl i olacağını düşünmüyorum. Çünkü inanılmaz büyük ölçekli konut projeleri bulunuyor ama konut dışında endüstriyel bir üretim tesisi ya da çok büyük antrepolar ya da o alışveriş merkezi şu anda yok. Konut ağırlıklı devam ederek çalışıyoruz. Konutta hem yangın olsun hem diğer prensipler olsun çok da şov yapabildiğiniz yerler değil, daha kısıtlı projeler gerçekleştirebildiğiniz alanlar. Bu manada keyifl i bir süreç yaşamıyoruz, sanırım bir süre daha dişimizi sıkmamız gerekiyor.

TÜRKIYE DIŞINDA FAALIYETLERINIZ BULUNUYOR MU?

Bu konuda da “vardı!” diyebiliyorum. Arı Yangın olarak bilhassa Türki Cumhuriyetler’de inanılmaz kuvvetliydik. Bakü’de, Kazakistan’da, Türkmenistan’da inanılmaz projelere imza attık, Kuzey Irak’ta hatta Libya, Mısır, Cezayir’de içinde bulunduğumuz projeler var. Arap baharı sonrası bu bölgelerdeki Türk müteahhitler geri döndü. Kazakistan’da devalüasyon oldu gene bizim müteahhitlerimiz dönmek zorunda kaldı. Bakü’de de son iki-üç senedir kemer sıkma politikası süreci sonrasında geriye dönüş var. Bakıldığında Türkiye’deki sınırlar içerisinde sıkıştık kaldık. Geçmişte bu bahsettiğimiz bölgelerde çok kuvvetli olsak da şu an için sadece Cezayir pazarı bulunuyor. Bununla birlikte Bakü’de hala bir ofisimiz bulunuyor. Orada daha önce hayata geçirilmiş projelere teknik servis ya da bakım hizmetlerini sunuyoruz ve böylece orada beklemeye devam ediyor, mevcut ekip ile oradaki projelere talip olabilir pozisyondayız.

EKONOMIK ŞARTLARDA OLUMLU YÖNDE DEĞIŞIKLIKLER OLMASI DURUMUNDA YENIDEN FAALIYETLERINIZI ARTTIRABILIR DURUMDASINIZ...

Kesinlikle, şu an bekliyor durumdayız bilhassa Azerbaycan tarafında. Bundan birkaç ay önce ben de ziyarette bulundum oradaki görüşler şu şekildeydi; buradaki bankacılık sistemini oturtmaya çalışıyoruz, bankacılık düzeninin oturtulmasının ardından piyasalar canlanacaktır. Biz de bu nedenle bekleme konumundayız. Orta Doğu pazarında da düzelme eğilimleri olduğunda oradaki belli referanslarımızı kullanıp üzerine koymaya devam edebiliriz.

TÜRKIYE’DE YANGIN SEKTÖRÜ VE MEVZUATLAR AÇISINDAN GÖRMÜŞ OLDUĞUNUZ SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERILERINIZDEN BAHSEDEBILIR MISINIZ?

Bu konuda iki eksiklikten söz edebiliriz; bir tanesi bizim çok yeni bir yönetmeliğimiz bulunuyor. Yani 2002 yılında başlamış 2007’de yenilenmiş 2015 yılında bir düzenleme yapılmış bir yönetmelikten bahsediyoruz. Bu yönetmelik kendi içerisinde çözebildiklerini çözmüş, çözemediği konularda ise öncelikle Avrupa normlarına atıfta bulunuyor, orada bulunmuyorsa NFPA standartlarına gönderiyor. Sonuçta yönetmeliğimizde çok net kısımlar olmakla birlikte fl u kalmış kısımlar da bulunuyor. Bu konular üzerinde çalışılıp geliştirmemiz gerekiyor ama her zaman şunu söylüyoruz hiç olmamasındansa bir yönetmelik olması yine de iyidir. Yönetmelik anlamında tüm sektör olarak çalışacağız. Bu tabii çok kolay bir durum değil. Hepimizin oturup emek sarf etmesi, zaman harcaması gerekiyor. Bir de bu konu tek tarafl ı sektörle alakalı değil yukarı doğru gittiğinizde yasa koyucunun, incelemesi, onaylaması ve yayınlaması gereken bir süreç. Bu nedenle kolay değil ama eksiklerimizin tamamlanacağı konusunda ümidimizi hiç kaybetmedik. Bence en büyük ikinci eksiklik ise şu; evet çok sayıda inşaat var, yönetmelik zorunluklalar anlamında bizi zorluyor. Dışarıdan bakan herkes evet burada çok büyük bir pasta var diye görüyor, herkes haklı olarak bu pastadan nemalanmaya çalışıyor belki, ama biraz kalite düşüşü gerçekleşti sektörde.

Biz ilk yola çıktığımızda ağırlıklı olarak ABD menşeli ürünlerden bahsediyorduk ki UL ve FM denen onaylar genelde onların çıkardığı onaylardı. Bugün baktığımızda bu pastadan nasıl nemalanırız diyen insanlar biraz uzak doğuya kaydılar. Oradan Türkiye’ye çok fazla malzeme gelmeye başladı ama bu malzemeler sertifika açısından, kalite açısından sıkıntı oluşturuyor. Sektörün, Çin mallarının ucuz olmasından kaynaklı, ticari ve kaliteden ödün verip, bu ürünleri kullanmasına neden oluyor. Bu konunun nasıl engelleneceği konusunu bilememekle birlikte elma ve armutların karşılaştırıldığı, alakasız kıyasların çok fazla olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Bizi en çok zorlayan ve süreç için de zorlayacak olan durumda bu; pastayı büyük zanneden insanların uzak doğuyla birlikte nemalanmaya çalışması.

SON OLARAK EKLEMEK ISTEDIKLERINIZ VAR MI?

10 seneyi geride bıraktık ve bu durumdan oldukça mutluyuz. Arı Yangın olarak sadece malzeme tedariki yapmıyoruz, sektöre ne katabiliriz kısmında da olmaya çalışıyoruz. Bu yüzden de ağırlıklı olarak mühendis kadromuz var. Mühendislik formatını öne çıkarmış bir tarzımız var, projecilerle bire bir görüşmeye çalışıyoruz, salt malzeme satmak amacıyla değil projelerin yönetmeliklere ve projelere uygun olmasıiçin çalışıyoruz. Bu nedenle yapabildiğimiz kadar çok kişini yangınla ilgili sorularını cevaplıyoruz, standartlara göre olması gereken yolları gösteriyoruz, hidrolik hesap desteğini sunuyoruz. Bunun sonucunda da tek beklentimiz doğru bir şekilde tanımlanmış ve yanlış olmayan yangın projelerinin çıkması. Her zaman şunu söylüyoruz; biz yangıncıların söylemleri diğer disiplinlerden farklı. Çünkü sadece konfordan bahsetmiyoruz can ve mal güvenliği konusundan bahsediyoruz. Bizim sistemimizin çalışmaması demek, birilerin canına ve malına zarar gelmesi anlamına geliyor. Bu nedenle sistem dizaynı çok önemli. Alış veriş merkezlerinde, konutlarda, otellerde, hastanelerde vb. bu tarz yapılarda bizler yaşıyoruz ve kimseye zarar gelmesini istemiyorsak bu sistemlerin doğru kurgulanması gerekiyor. Bu nedenle bu konuya çok önem veriyoruz.

Son olarak iki ana markamızla sektörde hizmet veriyoruz. Birisi Reliable bir diğeri Fairbanks Nijhuis ve bu markalarımızla hem UL onaylarından, hem FM onaylarından ve tabi ki kaliteden taviz vermeden çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İki firmamız da ABD’de üretim yapıyor. Herhangi bir şekilde ABD dışında bir üretim söz konusu değil, dolayısıyla bize gelen yangın pompaları, sprinklerler ve alarm vanaları da ABD’den geliyor. Dediğim gibi kaliteden ve mühendislikten taviz vermeden daha nice 10 seneler yaşamayı umuyoruz.