E-DERGİ
Yangın Güvenlik 194.Sayı

 


E-Dergi Oku

'Yangına Gerçekçi Önlemler Alınmalı'

'Yangına Gerçekçi Önlemler Alınmalı'

26 Ekim 2017 Perşembe / 15:20 | GÜNCEL | Yorumlar



Türkiye İMSAD (İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği) Yapısal Yangın Güvenliği Çalışma Grubu, 25 Eylül-1 Ekim ‘Yangından Korunma Haftası’dolayısıyla yazılı açıklama yaparken, Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; “Ülkemizde yapıların yangın güvenliği çalışmalarında öncelikle aktif koruma sistemlerinin (yangın ve duman algılama, alarm ve baskılama sistemleri) tasarlanması düşünülüyor. Hâlbuki yangın güvenliği için öncelikli hedef, yapıda yangının oluşma riskinin minimize edilmesi, yangın oluşsa bile yangının çıktığı bölümde belli bir süre hapsedilmesi ile hasarların azaltılmasının sağlanması olmalıdır. Bu hedefe ulaşmak için yapının tasarım aşamasında alınan önlemlerin tümü pasif koruma önlemleridir. Yapılarda yangın güvenliği, yangının çıkması ile başlamaz ve yangını söndürmekle de sınırlı değildir. Malzeme ve yapı elemanlarının doğru seçimi, mimari, elektrik, mekanik tüm projelendirmenin mevzuat, yapı kullanım gereksinimlerine uygun bir şekilde yapılması ve projenin inşaat sürecinde doğru uygulanması gerekmektedir. Bu süreçler yapıda yangın güvenliğini sağlayacak en temel unsurlardır.”

Türkiye İMSAD bünyesinde, inşaat malzemesi üreticisi, kamu ve özel üniversitelerin öğretim üyeleri, ulusal ve uluslararası yangın güvenliği test, muayene ve onay kuruluşları ve yangın güvenlik mühendisliği alanında uzman isimlerden oluşan Yapısal Yangın Güvenliği Çalışma Grubu’nun, teknik konuları da kapsayan açıklamasında, sektöre ve kamuoyuna yönelik önemli uyarılarda bulunuldu: “Geçen yıl Adana’da bir yurt binasında meydana gelen yangında 12 öğrencinin hayatını yitirmesinin ardından bu yaz başında İngiltere’de, Grenfell Tower’da meydana gelen yangının da 79 cana mal olması, ulusal ve uluslararası kamuoyunun yine yangın güvenliği konusuna odaklamasına neden oldu. Aslında her büyük yangından sonra duyarlı hale geliyoruz ancak kısa süre sonra her şey unutuluyor ve ileride aynı hatalar tekrarlanıp duruyor. Yapılması gereken, kamu vicdanını teskin etmek amacıyla birilerini suçlamak yerine, daha uzun ve bilimsel çalışmalarla sistemsel hataları bulup ortaya çıkarmak, her yangından ders almak ve bunları standart ve yönetmeliklere yansıtmak olmalı. Böylece, alınan önlemlerin sürekliliği ve sürdürülebilirliği sağlanmalıdır. Son olaylar ile ilgili kamuoyuna yansımış hataları; ‘yönetmeliklere uymama’, ‘tasarım hatası’, ‘malzeme hatası’, ‘ uygulama hatası’ ve ‘işletme hatası’ gibi başlıklar altında değerlendiriyoruz.

Yönetmeliklere uymama alışkanlığının bedeli çok ağır
 
Belediyelerden ruhsatı alınacağı zaman, maliyeti düşürmek için yangın esnasında yarar sağlamayacak göstermelik önlemlerle ruhsat almak üzere girişimlerde bulunulduğu ve çoğu kez “aracı”, “çantacı” sözde yangın danışmanları kullanılarak uygunsuz binalar için Belediyelerden ruhsat çıkarılması için çaba gösterildiği görülüyor. Bu durumda bina yapım maliyet belki TL bazında düşüyormuş gibi gözükmektedir, ancak yangın durumunda hem can ve hem de mal güvenliği olmayan binalar yüzünden çok ağır bedeller ödenebilmektedir.

Örneğin; İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’nın web sitesinde yayınlamış olduğu 2012-2017 yılları arası yangın istatistiklerine göre, İstanbul mücavir alan sınırları içerisinde sadece 2016 senesinde 5910 adet konut yangını, 153 adet fabrika yangını ve 8887 adet diğer bina yangını -ki bu binalar içinde okullar, hastaneler, alışveriş merkezleri, ibadethaneler, ofis ve depo binaları gibi kamuya açık binalar bulunmaktadır- olmak üzere, toplam 14 bin 590 adet yapısal yangın çıkmıştır. Avrupa ortalamaları kullanıldığında, sadece İstanbul’da ortaya çıkan yapısal yangınların ortalama toplam ekonomik zararının yıllık en az 5,5 ile 11 milyar TL arasında olacağı öngörülmektedir.

Doğru tasarım, yangın güvenliğinde hayati rol oynuyor
 
Mimari, elektrik ve mekanik projelerin hazırlanması safhasında pasif ve aktif yangın güvenliği önlemlerinin tasarım içerisinde doğru şekilde yer alması, can ve mal güvenliği için hayati rol oynuyor. Burada pasif yangın önlemleri derken iki temel öge kastediliyor: Birincisi yapısal olarak binanın taşıyıcı sistemlerinin ve binanın birbirinden farklı yangın riski taşıyan bölümlerinin yangına dayanıklı, yangının ve dumanın yayılması riskini en aza indirebilecek şekilde projelendirilmesi, ikincisi ise yangın anında binadaki insanların en uygun şekilde tahliye edilmelerine ve yangına müdahale edeceklerin kolayca müdahale etmesine olanak sağlayacak şekilde mimari tasarım yapılmasıdır. Aktif yangın önlemleri ise esas olarak bir yangını en kısa zamanda tespit ve ihbar edecek donanımlar ile yangının en kısa zamanda baskılanmasına olanak sağlayacak sistemleri içermektedir. Tasarım safhasında, yangın güvenliği tasarımı hayati önem taşıdığı göz önüne alınarak mutlaka pasif ve aktif yangın önlemleri konusunda yetkin, yangın güvenlik mühendisi danışmanlardan destek alınmalıdır. Bu desteğin alınması, hem alınacak önlemlerin etkinliğinin sağlanması, hem de maliyetlerin düşürülüp ekonomik çözümler üretilmesi açısından önemlidir. Ne yazık ki Türkiye’de yangın güvenlik mühendisliği yeterince gelişmemiştir. Türkiye İMSAD Yapısal Yangın Güvenliği Çalışma Grubu olarak bu konuda da kamu ve üniversiteler nezdinde çalışmalarımızı yürütüyoruz.”

‘Doğru malzeme’, ‘doğru uygulama’, ‘denetim’ ve ‘doğru işletme’
 
Açıklamada, yangın güvenliği konusunda alınması gereken önlemler şöyle değerlendirildi: “Projelerin işlevsel olarak hayata geçirilebilmesi için, inşa edilecek binanın kullanım amacına, tehlike sınıfına ve bina yüksekliğine uygun yangın güvenlik tedbirlerinin alınması, yangına karşı tepki ve yangın dayanım testleri yapılmış sertifikalı malzeme ve yapı elemanları kullanımı son derece önemlidir. İnşaat safhasında pasif ve aktif yangın güvenlik sistemlerinin imalat ve montajları yetkin kişi ve kurumlar tarafından yapılmalıdır. Bunun için meslek standartlarının geliştirilmesine ve yetkin kişi ve kuruluşların belgelendirilmesine ihtiyaç vardır. Bu amaçla, proje, imalat ve montaj safhalarında yetkin kişi ve kuruluşlar tarafından kontrollerinin sağlanması ve yapım sürecinin tasarıma uygun olarak gerçekleştirilmesi şarttır. Her zaman söylediğimiz gibi, “Malzeme olarak ne kullanıldığı kadar hatta daha fazlası, nasıl uygulandığı da son derece önemlidir.”

Binada uygun şekilde yangın bölümlendirilmesi yapılmış, yangın kaçış yolları yangına karşı korunmuş olsa dahi, bina bölümlerinin sonradan kuraldışı kullanımı veya tadilatlar yapılması durumunda yapısal güvenlik işlevini yitirecektir. Bu nedenle binanın kullanım amacına uygun ve yangın güvenliğini tehdit etmeyecek şekilde kullanılmasının uzman taraflarca denetlenmesi sağlanmalıdır. Ayrıca bina kullanımı safhasında da, yangın kaçış yollarının doğru kullanımı da dahil olmak üzere temel yangın güvenlik konularında binadaki kullanıcıların eğitimi, acil durumlarda ne yapacakları ve nasıl davranacakları konusunda bilinçlendirilmesi gereklidir.

Yangın önlemlerine, gelişmiş ülkelerden farklı bakıyoruz
 
Binalarda tasarım, yapım ve kullanım safhalarında alınması gereken tedbirler 2015 yılında son revizyonu gerçekleşen Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik içeriğinde detaylandırılmıştır. En önemli sorunlardan biri de yönetmelik-standart kargaşasıdır. Ülkemizde yönetmelikler çoğu zaman standartların yerine geçecek şeklide hazırlanmakta ve teknik detayları içermektedir. Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik, maalesef standartların öngördüğü performansa dayalı hesap yöntemlerini kullanmamakta ve yapısal yangın güvenliği konularına yeterince yer vermemektedir. Oysa gelişmiş ülkelerde, yönetmelikler hangi işin hangi standarda göre yapılması gerektiğini ve varsa ülke koşullarına uygun sınırlamaları belirleyen amir kamu hükümleridir. Standart ise akademisyen ve uzman mimar ve mühendislerin müştereken geliştirdikleri teknik detaylardır. Bizde yönetmelikler standardın yerine geçtiğinden standartlar adeta gereksiz hale getirilmektedir. Sonuç olarak yönetmeliklerin daha gerçekçi ve işlevsel olabilmesi için; bilimsel çalışmalara dayalı standart çalışmalarına ağırlık verilmeli, standarda dayalı yönetmelikler akademisyen, uzman mühendis ve mimarların da içinde olacağı geniş komisyonlar tarafından ve tüm ilgili taraflarla koordineli olarak hazırlanmalıdır.