E-DERGİ
Yangın Güvenlik 194.Sayı

 


E-Dergi Oku

Galatasaray Üniversitesi Yangını (İbrahim Tevfik Efendi Sahil Sarayı Yangını)

Galatasaray Üniversitesi Yangını  (İbrahim Tevfik Efendi Sahil Sarayı Yangını)

25 Şubat 2013 Pazartesi / 15:05 | İTFAİYECİ | Yorumlar

İstanbul'un güzide manzarasını kucaklayan Çırağan Caddesi sahilinde yer alan ve Galatasaray Üniversitesi tarafından kullanılan İbrahim Tevfik Efendi Sahil Sarayı, 22 Ocak 2013 Salı günü saat 19:00 sıralarında yanarak kül oldu.  Yanan bina Feriye Sarayları veya Sultan Sarayları olarak bilinen Osmanlı hanedanı üyelerinin kaldığı saraylardan biriydi. 

Dolmabahçe Sarayı'nın 1856 yılında kullanılmaya başlanmış ancak giderek genişleyen Osmanlı Ailesi üyelerine yetmemiş, Sultan Abdülaziz Çırağan Sarayı ile Küçük Mecidiye Camisi arasında üç binadan oluşan 1871 yılında tamamlanan ikincil bir saray kompleksi yaptırmıştır. Asıl sarayda padişah kalıyor, ikincil saraylar olan Feriye Sarayları'nda hanedanın üyeleri kalıyordu. Feriye kelimesi; şube, kol, dal ve ikincil gibi anlamlardadır. Bu saraylara Feriye denilmesinin nedeni de padişahın yaşadığı esas sarayın dalları saraylar olmasındandır.  Feriye Sarayları deniz kıyısında, yan yana üç ana yapıdan meydana gelmiştir. Çırağan Sarayı'nın müştemilatı olan Sultan Sarayları olarak da bilinen bu saraylar, İbrahim Tevfik Efendi Sahil Sarayı, Cemaleddin Efendi Sahil Sarayı ve Seyfeddin Efendi Sahil Sarayları isimleri ile tanınmıştır. 3 Mart 1924'te halifelik kaldırılıp hanedan üyeleri sürgüne gönderilince bu saraylar uzun süre boş kalmıştır.  

Feriye Sarayları’nda tarihte geçen en önemli olay, Sultan Abdülaziz’in (1861–1876) tahttan indirilmesinden sonra, önce Topkapı Sarayı’na sonra da Feriye Sarayları’nın günümüzde Kabataş Lisesi olarak kullanılan bölümüne getirilmiş ve Sultan Abdülaziz burada odasında ölü olarak bulunmuştur. Bazı tarihçilere göre öldürülmüş, bazılarına göre de intihar etmiştir.

Feriye Saraylarından biri olan, Sultan Abdulmecit’in oğullarından Şehzade Mehmed Burhaneddin Efendi'nin oğlu İbrahim Tevfik Efendi”nin Sahil Sarayı’nın yanış sebebi kesin olarak bilinmemekle birlikte elektrik tesisatından kaynaklandığı belirtilmektedir. Bina, Sultan Abdülaziz döneminde mimar Sarkis Balyan tarafından 1871 yılında inşa edilmişti. Uzun yıllar Galatasaray ilkokulu ve Galatasaray Lisesi’nin kız bölümü dersliği ve yatakhanesi olarak kullanıldıktan sonra 1992 yılında Galatasaray Üniversitesi’ne devredilen bina, günümüzde sadece idari birimlerin bir kısmı ile Hukuk, İktisadi ve İdari Bilimler ve İletişim Fakülte sekreterliklerini ve bu fakültelerde görevli öğretim üyelerinin bürolarını içeriyordu. 

İbrahim Tevfik Efendi Sahil Sarayı’nın deniz cephesinde odalar ve bu odaların arkasında sofalar bulunuyordu. Girişten ulaşılan genişçe sofalardan, deniz yönündeki odalara geçilmektedir. Tarihi binanın; tamamı 6700 m2 olup, bir kat alanı yaklaşık 2200 m2'dir. Dış duvarları kâgir, yangında ağırlık merkezini oluşturan ikinci kat ve çatının tamamı ve döşemeleri ahşaptır. İç duvarların çoğu bağdadidir; yani duvarlar ahşap direkler üzerine çakılmış çıtalara sıva vurularak yapılmıştır. Dikdörtgen planlı bu bölümlerin denize ve yola bakan odaların arasında geniş ve uzun sofalar yer almaktadır. Cephe mimarisi simetrik bir düzendedir. Yuvarlak, basık kemerli, dikdörtgen çerçeveli pencereler bezemesiz olup, denize ve arkadan geçen yola açılmaktadırlar. Yalnızca üç katlı olan bu yapının katları birbirlerinden yatay silmelerle ayrılmıştır. Sarayların odaları ve sofaların tavanları kalem işleri ile bezenmiştir. Yarım daire kemerlerle basık kemerlerle değerlendirilmiş pencere açıklıkları bulunmaktadır. Cepheler oldukça sade olarak düzenlenmiştir.

Galatasaray Üniversitesi'ndeki yangınla ilgili İstanbul İtfaiyesi ön çalışma raporunda, ihbarın saat 19:37'de İtfaiye Komuta Merkezine yapıldığını, Beşiktaş İtfaiye grubu ekiplerinin tam takım halinde hareket ettiğini ve saat 19:43'te meydana gelen yangına müdahale edildiğini, ikinci ekibin Beyoğlu İtfaiye Grubumuzda saat 19:50'de olay yerine ulaşarak müdahale çalışmalarına katıldığını, yangının ilk fark edildiği nokta olan binanın boğaz cephesinde, ikinci katında bulunan ve Uluslararası İlişkiler bölümü öğretim üyeleri tarafından kullanılan odadaki yangına müdahale edildiği belirtilmiştir. 

Yangının, binanın boğaz cephesinde ikinci katında bulunan öğretim üyelerinin odasında başlamış, yangına karadan ve denizden söndürme araçlarıyla müdahale edilmiş, akşam saatlerinde başlayan yangın, gece yarısına doğru kontrol altına alınmıştır. Yangın sırasında binanın çatısı çökmüş ve çökme esnasında bazı itfaiyeciler büyük tehlike atlatmıştır.  Yangını gören ve tarihi binanın kül olmasına şahit olan vatandaşlar ile üniversite öğrencileri büyük üzüntü yaşamıştır.  

İtfaiye özellikle bu binalara yangının sirayetini önlemek için yoğun çaba harcamış, yangının Galatasaray Üniversitesi’nin diğer hizmet binalarına, Kabataş Lisesi’ne ve yurt binasına atlaması önlenmiştir. Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma Genel Müdürlüğüne ait söndürme gemileri olay yerine çağrılmış ve denizden de müdahale edilmiştir. Yoğun tazyikli su ile bina enkaza dönüşmüştür.  

Galatasaray Üniversitesi Rektörü, yangının elektrik kontağından çıktığını tahmin ettiklerini belirterek, Saat 19.00 civarında bir öğretim üyesinin odasından elektrik kontağı marifetiyle bir duman söz konusu olduğunu, yangın alarmı çaldığını, güvenlikçilerin hemen gelip müdahale ettiklerini, dumanlı yere köpük sıktıklarını, sonra itfaiyenin geldiğini, itfaiye yangın söz konusu olmadığı için zabıt tutarken çatıdan dumanlar çıktığını, daha sora alevlerin yükseldiğini, tahminlerinin elektrik kablolarından yangının yürümüş olduğunu belirtmiştir. 

İtfaiye tarafından yapılan açıklamada ise olay müdahale prosedürü içerisinde olay yerinde tutanak tutmak diye bir işleyiş olmadığını, olaylar ile ilgili olarak hazırlanan raporların olay anı ve sonrasında detaylı inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra hazırlandığını, söz konusu yangında tutanak tutulmadığını olay yerinden ayrılmış ya da ayrılmaya teşebbüs etmiş her hangi bir ekibin olmadığını  belirtmiştir.

Her yangında olduğu gibi bu yangında da, yangının elektrikten çıktığı söylendi. Yapılan açıklamalarda, binanın beş yıl önce elektrik tesisatının yenilendiği ve yangın algılama ve alarm sisteminin yapıldığı belirtilmesine rağmen, yangın çatı arasından görülünceye kadar çatıdaki yangından kimsenin haberi olmadığına göre, çatı arasında algılama sistemi olmadığı anlaşılmaktadır. Şayet çatı arasında duman dedektörü olsaydı, daha başlangıçta çatıda yangın olduğu anlaşılır ve erken müdahale edilerek belki de söndürülebilirdi. 

Tarihi yapılarda yangının genişlemesine en çok çatılar neden olmaktadır. Çoğunlukla perdeleme yapılmadan tek bir hacim olarak yapılan ve birbiriyle bağlantılı olan çatıların bir bölümünde meydana gelen yangın, tozlarla ve ahşap yapı elemanları ile bütün çatıya ve daha sonra alt kısımlara doğru genişlemektedir. Çatı yangınlarına müdahale zor olduğundan yangının söndürülmesi kolay olmamakta ve çoğu zaman sıkılan su diğer katların da büyük oranda zarar görmesine yol açmaktadır. Tarihi yapılarda yangının genişlemesinin bir nedeni de bağdadi duvar ve tavanlardır. Birbirine paralel olarak çakılan tahtalar ve arası tuğla veya değişik malzeme ile doldurulan bağdadi duvarların yangına dayanıklı olması için bir sıva ile kaplanmakta, fakat alçı sıvalar iç kısımdaki ahşabın ısınmasına ve çürümesine neden olmaktadır. Sıvanın çatlayan bir bölümünden duvar içine giren kıvılcımlar bütün duvarın iç kısmında, yavaş yavaş ilerlemekte ve beklemeyen bir noktadan yangını diğer bölümlere geçirmektedir. Bu nedenle bağdadi yapılarda yangının söndü zannedilmesine rağmen, çok sonra yeniden büyüdüğü sıkça görülmektedir.

Kuşkusuz, çatıda dedektör olmaması konusunda en önemli kusur, algılama sistemini yapan kuruluşundur. Bir binaya  algılama sistemi yapılacağı zaman binanın iyi incelenmesi ve dedektörlerin özellikle yangın olabilecek mahallerin özelliğine göre  seçilmesi ve uygulanması gerekir.  Bazen küçük bir ihmal bir tarihin yok olmasına sebep olurken bazen de küçük bir tedbir bir felaketi önleyebilmektedir. 

Tarihi ahşap yapılarda günümüz haberleşme, ısıtma, aydınlatma ve IT cihazlarının kabloları dikkat edilmeden çekilmekte bir taraftan tarihi yapıya zarar verirken aynı zamanda yangına da sebep olmaktadır. Galatasaray Üniversitesi’nde az hasar görmüş alt katlarında görülen kuvvetli ve zayıf akım kabloları,  bir katta çıkan  yangını kablolar aracılığıyla kısa sürede diğer bölümlere  götürecek özelliktedir.  Böylesi ahşap bir binada kullanılacak kabloların çelik zırhlı olması veya metal borular içerisinden geçirilmesi gerekirdi.    

Özellikle böylesi ahşap, bağdadi bir yapıda iklimlendirme cihazlarının odalara yerleştirilmesi, kabloların salkım saçak dağıtılması yangına davetiye çıkarmaktır. Üniversitede kullanılan yangın dolapları kabul edilebilir özellikte değiller. İçlerinde hortum bulunmamaktadır, görevliler yangından öncede hortum olmadığını belirtmişlerdir. Ayrıca, hortum bağlantı ağızlarının storz tipi olmadığı yönetmeliklere ve Türk Standartlarına uygun olmadığı görülmektedir. 

Sonuç olarak, önemli tarihi bir yapı olan İbrahim Tevfik Efendi Sahil Sarayı’nı bilgisizlik, ilgisizlik ve tedbirsizlik yakmıştır. Kabloların uygun olmaması, çatı arasına dedektör konulmaması, elektrikli ısıtma cihazları kullanılması, yangın dolaplarının boş olması ahşap tarihi bir binada kabul edilebilecek eksiklikler değildir.